|
Serpil Odabaşı kimdir?
1975'te Diyarbakır'da doğan sanatcı 2000 Yılında Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim bölümünden mezun olur. Üç yıl Türkiye İnsan Hakları Vakfında çalışan Odabaşı'yı Insan haklari ihlalleri ilgilendirir. Savaş , otorite ve sexizm karşıtıdır. Mizahla özel olarak ilgilenir. Resimlerinde de ironik bir dil kullanır. Ulusal ve uluslarasi duzeyde birçok mekanda karma segilere katılmışlıgı vardır. 2001 yılında Birleşmiş Milletler İşkence Görenlerle Dayanışma günü Etkinliği'nde ilk kişisel sergisini açmış ve yine aynı etkinlikte yönetmen Hüseyin Karabey ile çalışmıştır. 2008 yılında Atina'da 'Sokakta ki Apoletler' isimli ikinci kişisel sergisini açan sanatçı aynı zamanda Uluslararası Aktivist Sanatçılar Birliği üyesidir. Halen bir devlet lisesinde resim öğretmenliği yapan Odabaşı kişisel çalışmalarını yayınladığı internet sayfası dışında çeşitli organizasyon,kolektif ve fanzinlere özel çalışmalarda da destek sağlamaktadır. 'Kar Maskesi'nde kara tarihSerpil Odabaşının ilk kişisel sergisi 'Kar Maskesi', 9-25 Nisan arasında Hafriyat'da sergilendi. Dün biten sergi Bölge'deki savaşa ve Ergenekon yapılanmasına değişik bir perskpektifle baktı. Serpil Odabaşı 'Kar Maskesi' ismi ile açtığı resim sergisinde Ergenekon'un kara tarihinden hesap soruyor. Halkın yaşadığı birçok acıyı gözler önüne sererek kaçınılmaz bir itiraza ve direnişe davet ediyor. Türlü politik gerekçelerle gerçek bir toplumsal muhalefetin yapılamadığı, Türkiye toplumunun birçok acısına Maraş, Sivas'a, Uğur Kaymaz, Hrant... katliamlarına adını yazan Ergenekon'a tereddütsüz hesap soruyor. Türlü yöntemlerle bir şekilde hiç yokmuş haline getirilmeye çalışılan Kürt halkının yasaklanan dilinin mücadelesine en gerçek hali ile destek veriyor. Bizim uzağımızda kalan, göremediğimiz daha fazla acı ile yaşamak durumunda kalan Kürt kadınlarının acısını resminde en etkili bir biçimde gözlerimizin önüne seriyor. Kar Maskesi adlı sergi ile Odabaşı acıların hafiflemesine destek oluyor. Serpil Odabaşının bu sergide ortaya koyduğu tüm sanat ürünleri teker teker farklı acıların dili ve haykırışı olmak üzere bir tarih yaratıyor. Hafriyat karaköy'de yapılan sergide Serpil Odabaşı'nın yaşanılan şiddeti olanca sadeliğiyle anlatan çalışmaları, 'unutulmuş' bir dünyanın hüzünlü kapılarını açıyor. Serginin basın bültenindeki ifadelerde serginin önemini en açık biçimde ortaya koyuyor. 'Derin devlet bir aşk şiiri olsaydı kar maskesi onun başlığı olurdu. Hayatımızın derinliklerinde saklanmış, o kadar derinde duran ki göremediğimiz, günlük yaşantımızın alışıldık faşizmi içinde eriyip giden, arada televizyonlarda kar maskeli 'kahraman' amcalarla ve 'kutsal' değerler uğruna verdikleri 'kutsal' savaşlarla büyük şehir insanının hayatına teğet geçen, bu, sonunun nerede olduğu bilinmeyen bir derinlikten bahsediyoruz.' Günlük Gazetesi Derin devlete en cok ne yakışır?
Bu aralar daha sık duydugumuz kelimeler var; kazı, kuyu, cephanelik, bomba, kemikler, kayıp, kontrgerilla, operasyon... Hepsi de çok derin anlamlar taşıyan kelimeler, arkalarında yine “derin” bir ortaklık var çünkü. “Derin Devlet” denilenin gerçekte ne demek olduğunu yine derinlere bakarak görecegimiz günler bunlar. Bastığımız yerler sadece toprak değil, o toprakların altında bir yerlerde bir ülkenin hesaplaşılmamış geçmişi yatıyor. Kayıplarla cinayetlerle, operasyonlarla bezeli bir sürecin kanıtları yerin altında, kalıntıları ise yer üstünde her gün karşımıza çıkıyor.
Ergenekon operasyonunun art arda gelen dalgaları bazen tereddütler, kafa karışıklıkları yaratsa da artık kimsenin kaçamayacağı gerçekler ortaya çıkmış durumda; Bu devletin kuyuları var, toprağın altına gömmek unutturmak, yok saymak istedikleri var. “Devletli” maskelerinin altında gizledikleri çok şey var. Maskenin gördüğümüz yüzündeyse “sözde”ler, “hain” ler, “laik” ler uçuşuyor her gün üstümüze doğru. Ayrılıyoruz, bölünüyoruz, sonra yine gömülüyoruz. Kendi yaşamımıza bile şöyle bir dışardan bakıp tanıklık etsek, maskeleri görüyoruz, derinlerde ise yine kuyular, kemikler, silahlar. 'Aslında boşa gizleniyorsunuz' Geçmişin artık toprağa sığmadığı böyle zamanlarda yalnızca kişisel tanıklık değil sanatsal tanıklık da önem taşır. Sorulacak soru çok; ne yaşıyoruz, neler oluyor, geçmişte neler olup bitmiş, yoksa bitmemişmi?... Belki cevapları da biraz derinde aramak gerek. Kimi yerde cevapların aranacağı yeri gösteren, kimi yerde soruların altını çizen sanatsal tanıklık ve yaratıcılık örneklerine rastlamak mümkün. İstanbul Karaköy'deki Hafriyat'ta Nisan ayı boyunca sergilenen Serpil Odabaşı'nın resimleri benzer bir işlevi üstleniyordu. Serginin adı “Kar Maskesi”... Odabaşı da şöyle demiş; “Derin Devlet bir aşk şiiri olsaydı kar maskesi onun başlığı olurdu” Devletin kar maskeli amcalar aracılıgıyla uyguladığı operasyonları ve onların daha yumuşak “yansıma” larına değinen Odabaşı, “aslında boşuna gizleniyorsunuz gerçekler apaçık ortada” diyen bir alaycılıkla, acımasız gerçekçiliği buluşturup eleştirel bir üslup ortaya koymuş. Üçüncü kişisel sergisini açan Odabaşı, daha önceki resimlerinde de ironik anlatımı ve politik arka plana verdiği önemle dikkat çekiyor. Türkiye İnsan Hakları Vakfı'nda çalışmış olan Odabaşı, İnsan Hakları İhlalleriyle yakından ilgileniyor. Militarizmin Toplumsallaşması Kar maskesi sergisinin en göze batan bölümlerinden biri “Toplumsal Refleks”. Topluma bir kalıp gibi giydirilmeye çalışılan linççilik kültürünü eleştiren bu seriyi, “Gerisi Teferruat” bölümü ile beraber değerlendirince toplumsal ve politik bir panorama tamamlanıyor neredeyse. Toplum Mühendisliği ve özel harp taktikleriyle sürdürülen bu bilinçsel şekillenmeye yaşanılanlar üzerinden yeniden bakma olanagı sunuyor Odabaşı. Ders; Uluslar ve ulusçuluk. Ders Araç gereci; ezberküs “Vatandaş Türkçe Konuş” serisi, asimilasyon boyutuna ve biçimine vurgu yapıyor. “Ders; Uluslar ve Ulusçuluk” adlı bölümün “ders aracı” olan yerleştirme “Ezberküs” adını taşıyor ve Odabaşı'nın eleştiri ile mizahı nasıl kesiştirdiğini gösteren iyi bir örnek sunuyor. Hem ulusalcılığın propganda teknikleri arasında nasıl can alıcı bir yerde durduğunu, tabiri caizse “damar” olduğunu, hem de devletin bir ayrışltırıcı olarak nasıl işlediğini vurguluyor “Ezberküs”. Yine aynı bölümdeki “Çözümlü problem” ise “Ya sev ya terk et anlayışının matematiksel bir yansımasını veriyor. “Çünkü elinizde kan izi var” ile “Yama adlı çalışmalarda ise daha dolaylı bir anlatım biçimini tercih etmiş Odabaşı. Bir yandan kadınların uğradığı cinsiyetçi sömürü ve baskıya vurgu yaparken, diğer yandan kadın sorununun geleneksel kalıplarla anlaşılamyacağını belirtiyor bu çalışmalar. Yama “Bu bir kurbağa değildir” ise atıfta bulunduğu Rene Magritte'in “Bu bir pipo değildir” resminde olduğu gibi görüntülerin değil göstergelerin önemine dikkat çekiyor, ama diğer yandan da göstergeleri oludğu gibi okumanın gerekliliğine işaret ediyor. Kamuflaj desenini kurbağa sanmak gibi militarizmin toplumsallaşmasını doğal sanmak da yanlış okumak olur. Derin Devlet bir aşk şiiri değil elbette, maskelerinin ardında, geçmişle bugünün kesiştiği yerde hesaplaşılacak çok şey var. Kayıplar, kaybedilenler, kuyular ve ardında bıraktıkları ortaya çıkacak daha. Kar maskesiyle, 'ezberküs' leriyle, ya sev ya terk et kümeleriyle, dur ihtarlarıyla ulusçuluk dersi verenlerin sınava tabii tutulma zamanı şimdi. Eylem Yıdızer/Troj Dergisi KAR MASKESİ ÜLKENİN DERİNLERİNDE
Toprağın derinlerinde gizleniyor gözlerinden kan damlayan cesetler, kırmızıya kesmiş eldivenler, maskeler... Tüm bunlar Türkiye'nin hala hesaplaşamadığı geçmişinin ayrılmaz bir parçası. Güneydoğu'da yaşayanların uzun zamandan beri bildiği derin karanlıktan çok fazla insan haberdar artık. Ancak haberdar olmak yetmiyor o karanlığın üzerine bir ışık düşürmeye. Siz karanlığın kaynağındaki gizli yüzleri görünür hale getirmedikçe gizlendiği yerden genişlemeye devam ediyor kara bir gökkuşağı.
Ressam ve aktivist Serpil Odabaşı Kar Maskesi adlı sergisinde Derin Devlet olgusuna odaklanıyor. Geçtiğimiz nisan ayında İstanbul hafriyat'ta sanatseverlerle buluşan sergi şimdi sanatçının doğduğu kent olan Diyarbakır'da. Sergi Keçiburcu Galeri'de 1 temmuza kadar ziyaret edilebilecek. Serpil Odabaşı'yla Kar Maskesi hakkında konuştuk.
Ayrımcılık, farklı dil ve kültürler üzerindeki asimilasyon politikaları ve tüm bunların Derin Devlet tarafından inşa sürecinin serginin genel konseptini oluşturduğunu söyleyen Odabaşı, çoğunlukla yaşadığı, tanık olduğu bir süreci işlemiş eserlerinde. Sanatçının “Vatandaş Türkçe Konuş” ve “Toplumsal refleks” gibi seri çalışmaları da Kar Maskesi adı altında sergileniyor. “Serginin adı neden Kar Maskesi?” sorusuna ise şöyle yanıt veriyor Odabaşı ; “Derin devlet ürettiği ezber, imgesel ve ikonik söylemlerle düşünceleri tekdüzeleştiriyor. Ben de Derin Devlet'i Kar Maskesinden yakaladığımı düşünüyorum. Bu Derin Devlet kimlerden oluşur bilmiyoruz ama yüzü ve simgesi olarak tanımlayabileceğimiz kar maskesi çok tanıdık. Elimizi uzatsak, yakalamaya çalışsak parmaklarımız bu kar maskesine değer.”
Doğup büyüdüğü Diyarbakır'a 15 yıllık bir ayrılıktan sonra sergi için dönen Odabaşı, Bir dönem Ankara'daki Türkiye İnsan Hakları Vakfı'nda araştırmacı olarak çalışmış ve gerek Diyarbakır yılları gerekse Ankara'da yaşadığı süreç onun insan hakları ihlalleri ve Derin Devlet üzerine odaklanmasına yol açmış. Sanatçı Derin Devlet olgusu etrafında şekillenen çalışmaları hakkında “Hem benim hem de toplumun paralel öfkesini açığa çıkaran işler büyük oranda kendiliğinden oluştu. Geriye bunları resmetmek kalmıştı. Bu benim duyargalarımın bunları algılamasıyla başlayan ve süregelen bir üretim sürecidir” ifadelerini kullanıyor. Odabaşı İstanbul'da Kar Maskesi sergisiyle sadece alternatif basının ilgilendiğini söylüyor. Diyarbakır'lılar ise sergilenen eserlerde yaşamlarının yansımalarını bulduklarından olsa gerek sergiye çok ilgi göstermiş ve Odabaşı'nı cesaretinden dolayı tebrik etmişler.
Sergi çeşitli bölümlerden oluşuyor ve bunların isimleri şöyle; “Toplumsal refleks”, “Vatandaş Türkçe Konuş”, “Gerisi Teferruat”, “İş Kazası”, “Özlediğim şehir”.
Geleceğe yönelik projeleri hakkında sohbet ettiğimiz Odabaşı, toplumsal cinsiyetçilik, yersiz yurtsuz olma hali, kodlama ve kodlanma biçimleri, gibi konular etrafında üretimde bulunmak istediğini söylüyor. Ayrıca ekim ayında açılması planlanan “Ayrımcılık” temalı karma bir sergide Odabaşı'nın çalışmaları da yer alacak. Özlem Ertan/Taraf
|