SON DAKİKA
Anasayfa | Künye | Sitene Ekle | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle
Yazı Karakteri Boyutu:
   
GÜLEN'İN İLGİNÇ İLİŞKİLERİ
02 Temmuz 2009 Perşembe 07:38
Fethullah Gülen polis teşkilatı ve MİT içerisindeki ilişkileri nasıl kuruyor?
Gülen okulları, ABD"nin sömürgecilik ve asimilasyon politikalarının araçlarından biri olarak görülüyor. Hem şeriatçı, hem de Yahudi ve Hıristiyan düşmanlığı yapmakla tanınan Gülen"in ABD ile çok özel ilişkileri var. ABD istihbarat raporlarında "özel güven duyulan biri" olarak ifade edilen Gülen"in okullarının açılması için, ABD devreye giriyor
Küreselleşme ve siyasal İslam konularında araştırmalar yapan Mustafa Peköz, son olarak da İslami Cumhuriyete Doğru isimli bir kitap yayımladı. Kalkedon Yayınlarından çıkan kitap oldukça ilgi gördü. Şu sıralar yurtdışında yaşayan Peköz"le Gülen hareketinin stratejik bazı uluslararası ilişkileri üzerine konuştuk.

»Hareketin devlet içerisinde nasıl bir kadrolaşması var? Özellikle polis teşkilatı ve MİT içerisindeki ilişkileri nasıl kuruyor?
Gülen, iktidar mücadelesinde açık bir çatışmadan çok, uzun erimli sistem içerisinde aşamalı bir örgütlenme yaratarak ele geçirmeyi hedefliyor. Bu nedenle hangi biçimde olursa olsun devlete yakın durmayı tercih ediyor. Stratejisinde katı olan Gülen, politikada oldukça esnek davranır. Hedeflerine varmak için güç dengelerini kendi lehine kullanmaya özen gösterir. Devlet içerisine nüfuz ederken, güncel politikanın dışında durduğunu ve hatta devletin kararlarına kesintisizce uyduğunu görüntüsüne özel bir önem vererek, sistem kurumlarının üzerinde kendine bir rol biçer. Böylece sitsem kurumlarında örgütlenmek için çok yönlü taktik planları uygulamaya koymaktadır. Devlet kurumlarındaki örgütlenmeye son derece önem veren Gülen şunları belirtiyor: “Adliyede, Mülkiyede veya başka bir hayati müessesede bizim arkadaşlarımızın mevcudiyeti, öyle ferdi mecburiyetler şeklinde ele alınıp öyle değerlendirilmemelidir. Yani bunlar gelecek adına bizim ünitelerde bizim garantilerimizdir. İstikbale yürümek için, sistemin püf noktalarını keşfedin. Hatta bu sistem devam ediyor. Bu sistem içerisinde arkadaşlarımız istikbale yürüyeceklerdir. Öyleyse o sistemin püf noktalarını bilmemiz lazım. Aşmaları lazım. Bu da meselenin diğer bir yanıdır. Kuvvet dengesi olmadığı bir yerde kuvvete başvurmayacaksınız. Teknik-taktik yerinde sizin kalbiniz önemli... İster mülkiyede çalışan arkadaşlarımız olsun, ister Adliyede çalışan arkadaşlarımız olsun herkes için söz konusudur bu. Sivrilmeden, mevcudiyetinizi hissettirmeden çok ilerilere gitme. Erken vuruş diyeceğim çıkışlar yapılırsa, dünya Cezayir"deki gibi başlarını ezer. Zayiata meydan verilmemeli. Bu açıdan ister o daireden ister diğer daireden arkadaşlarımızın korunması çok önemlidir. İslamcı hareketin devlet içerisinde örgütlenerek iktidarı ele geçirme stratejisinin en iyi uygulayıcılarından Gülen"in AKP hükümetinin üzerinde ciddi bir ağırlık ve etkisi olduğu biliniyor. Erdoğan ile yakın ilişki içerisinde olduğu söylenen Gülen"in bu bakış açısı genel olarak İslami örgütlerin politik yönelimlerini yansıtmaktadır. Yani siyasal sistemi "yumuşak" bir geçişle ele geçirmesi için kapsamlı bir örgütlenme planına sahiptirler.

» Yine kitabınızda Gülen hareketinin Türk İslam sentezi ile beslendiğinden bahsetmişsiniz. 12 Eylül darbesi ile Gülen arasında nasıl bir bağ kurabiliriz?
Gülen hareketinin ideolojik gıdası Türk-İslam sentezidir. Hemen hemen bütün söylemlerinde "Türk-İslam" kimliğinde "Türklüğe" vurgu yapar. Bu özelliğiyle İslam"ın ümmetçilik" kavramından da uzaklaşır. Hatta kendisini Saidi Nursi geleneğinin devamcısı olarak görmekle birlikte, Necip Fazıl Kısakürek, Nurettin Topçu ve Sezai Karakoç gibi milliyetçi?-İslamcı kesimlere çok daha yakın durmaktadır. Gülen hareketini bir bakıma Türk-İslamcı politikanın yeni versiyonu olarak değerlendirmek mümkündür.
Gülen hareketi, Türk-İslam sentezciliğini Türklerin egemenliğinin bir aracı olarak kullanmaktadır. Dolayısıyla Nursi"nin genel İslamcılık yorumu Gülen"den Osmanlı-Türk sentezine dönüştürülür. Bu nedenle Türk devletinin genel yapısını tereddütsüz destekler. Halkın, devletin üniter birliğini desteklemesi için çok ciddi bir faaliyet yürütmektedir. Gülen"in sürekli vurguladığı asr-ı saadet döneminin, çağımıza uygun bir tarzda düzenleyebilecek olan "yeni" İslam toplumunun ancak Türk-İslam ülküsü tarafından sağlanabileceğini belirtir. Böylece Türk-İslam sentezi, onun görüşlerinin ana halkasını oluşturur.
Türk İslam sentezini Orta Asya"da egemen kılma fethine çıkmış bulunan Gülen, Türk kökenli Orta Asya cumhuriyetlerinde Türk-İslamlığını egemen kılmak için faaliyetlerine özel bir ağırlık veriyor.
Gülen hareketinin ideolojik gıdası haline gelen Türk İslam sentezi, "komünizm ve teröre karşı NATO eksenli devlet politikası" ile tamamen uyumludur. Gülen, komünizme karşı mücadeleyi öncelikli görevleri arasında görür ve bunun için de; "Komünizme Karşı Mücadele Dernek"lerinin kuruluş süreci içerisinde yer alır.

» Kitabınızda Gülen hareketinin yurtdışı eğitim faaliyetlerinin MIT ile ilişkili olduğundan bahsetmişsiniz. Bunu biraz açar mısınız?
Soruya şuradan başlamak daha doğru olur gibime geliyor. Gülen okullarının stratejik hedefi nedir? Bu okullardan kimler yetiştiriliyor. Gülen cemaati uluslararası içeriği son derece gizli olan bir kısım ilişkiler ağına dayanarak dünyanın en sorunlu ve en geri olan ülkelerinden gelişmiş kapitalist ülkelere kadar hemen her kıtada ve ülkede okullar açtı. Gülen Cemaati dört kıtasında 60"tan fazla ülkede çok kapsamlı bir eğitim faaliyeti örgütlemiş durumda. Bu okullar ağırlıklı olarak dünyanın stratejik merkezi durumunda olan Asya-Avrasya, Ortadoğu ve Avrupa-Balkanlar, hatta Afrika ve Amerika kıtasında açılmış olması da okulların hangi politikalara hizmet ettiğini de ortaya koymaktadır.
İslami bir cemaatin uluslararası alanda bu düzeyde yaygınlaşması, onun politik perspektifleriyle doğrudan bağlantılıdır. Şeriat için cihat çağrısı yapan Gülen, yaratmış olduğu kaynakları hedefe varmak için bir araç olarak değerlendiriyor. Gülen"e yakın olanlardan biri, söz konusu okullara ilişkin belirlenen proje için şunlar vurgulanıyor. Şöyle açıklıyor: “Fethullah Gülen cemaati, olabilecek en kısa vadede ama mecburen orta-uzun vadede ve yaygın bir coğrafyada bir İslam elitti yaratmaya çalışıyor. Bu, kitleselleşmeye göre daha öncelikli bir hedef. Önce kolej kurmanın, üniversiteye hazırlık dershaneleri zincirini oluşturmanın, yurtdışına yüksek lisans için öncü eleman yollamanın, bazı çocukları da ortaokuldan alarak mühendisliğe, bazı çocukları mülkiyeye hazırlamanın, eğitim, sağlık ve güvenlik teşkilatında kadrolaşmaya çalışmanın temelinde yatan etken bu...”
Gülen, stratejik planını yaşama geçirmek için, bu okullara çok önem vermektedir. Şeriat devletinin "altın nesil" olarak tanımladığı İslamcı kadroları bu okullarda yetiştirmeyi hedefliyor; Bu okullarda, “...öyle inanıyorum ki, yetişmekte olan yeni nesiller arasında, her sahada inkılâpçı ruhlar çıkacak ve birkaç asırdan beri süregelen bu acı dönemini sona erdireceklerdir...” diyor. Son derece önemli roller biçilen Gülen okulları ile devletin stratejik çıkarları arasındaki bağ ön plana çıkmaktadır. Okulların yoğunluklu olarak açıldığı bölgeler, Balkanlar, Avrasya, Ortadoğu"dur. Bu bölgesel uluslar arası ilişkilerin merkezinde olan bölgeler olarak Türk devletinin de ilgi alanındadır.
Söz konusu okulların bu düzeyde yaygınlaştırılmasında devletin önemli bir rolü olduğunun altını çizmek gerekir. Çünkü Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), bu okullar aracılığıyla birçok ülkede "illegal" faaliyet yürütüyor. Özellikle Kafkasya ve Orta Asya bölgesinde MİT, bu okullar aracılılığıyla faaliyet alanını oldukça genişletti. Örneğin Azerbaycan"da ve Özbekistan"da darbe girişimlerine destek veren Türk elemanlarının bir kısmının bu okullarından görevli olduğu ortaya çıktı. Özbekistan Cumhurbaşkanı"na karşı, darbe girişiminin açığa çıkmasından sonra, bu ülkede Gülen grubuna ait olan 13 Lise ve Kolej kapattırıldı. Bu okullarda görev yapan öğretmenlerin önemli kesimi, Özbekistan hükümeti tarafından sınır dışı edildi.

»CIA ile Gülen ilişkisi nasıl? ABD"nin ajanlık faaliyetleri ile cemaat arasında ilişki var mı?
Öncelikli olarak bir noktaya açıklık getirmek gerek. Ajanlık kavramını nasıl yorumlamak gerek. Eğer ajan dediğimiz elinde kimliği olan ve resmi olarak birilerinin hesabına olarak çalışan kişi veya kişiler olarak algıladığımızda, bu tarzda ajan bulmak artık günümüz dünyasında son derece zor. Ajan faaliyetinde ideolojik, politik ve örgütsel alanda oynadığı rol çok daha ciddi olarak ön plana çıkmaktadır. Bunun için ille de bir memur olmak, kimlik taşımak gerekmiyor.
Örneğin CIA"nın eski şefi ve ABD"nin uluslararası ilişkiler uzmanı Fuller, Gülen okulları için şunları söylüyor: “Bütün bölgeye yayılan ve Türkçe yanı sıra İngilizce öğretilen Türk okulları çok önemli. Orta Asya"da, İngilizcenin zamanla Rusçanın yerini alması beklenmeli. Çünkü Rusça uluslararası ticaretin dili değil...” Böylece Gülen okulları, ABD"nin sömürgecilik ve asimilasyon politikalarının araçlarından biri olarak görüldüğü çok daha iyi anlaşılıyor. Hem şeriatçı, hem de Yahudi ve Hıristiyan düşmanlığı yapmakla tanınan Gülen"in ABD ile çok özel ilişkileri var. Uzun zamandan beri ABD"de yaşayan, Kongre ve Senatoda geniş ilişkilere sahip olan, istihbarat raporlarında "özel güven duyulan biri" olarak ifade edilen Gülen"in okullarının açılması için, ABD birçok ülkede özel olarak devreye girmektedir.
Gülen de, dünyanın değişik bölgelerde açılan okulların ABD"nin izni ve onayı ile başarabildiğini çok açık bir anlatımla dile getiriyor. “Amerika şu andaki konumu ve gücüyle bütün dünyaya kumanda edebilir. Bütün dünyada yapılacak işler buradan idare edilebilir. Amerika hala bu dünya gemisinin dümeninde oturan bir milletin adıdır.”
Gülen"in ekonomik olanakları ve politik ilişkileri kendi başına, böylesi uluslararası bir organizasyon için yeterli olmayacağı biliniyor. Dünyanın dört bir yanında çok yönlü faaliyet yürüten "gönüllü" kuruluşların arkalarında büyük devletlerin politik gücü olmadan faaliyet yürütme şansları yoktur. Dünyanın stratejik bölgelerine okullar açan Gülen"in "gönüllü" kuruluşlarını ekonomik ve politik olarak destekleyen ülke ise ABD"dir. Gülen ABD"ye, ABD"de Gülen"e, güveniyor
ABD"nin, İslam"ı dünyaya yayma amacında olan Gülen"e bu kadar geniş olanaklar tanıması ve finansman yardımında bulunmasındaki temel amaç nedir? Hiç şüphesiz ki, ABD"nin uluslararası alanda ve özellikle de okulların açıldığı ülkelerde ABD çıkarlarına hizmet eden bir faaliyetin yürütülmüş olmasıdır. Orta Asya, Balkanlar, Kafkasya ve Afrika bölgelerinin öncelikli olarak ön plana çıkması, ABD"nin stratejik yönelimiyle doğrudan ilişkilidir.

Cemaat, sistemi işte böyle kuşatıyor!
»Sistemin kilit yerlerine nasıl kadro sokuyorlar?

Gülen cemaatinin örgütlenme alanları çok kapsamlıdır. Fakat daha somut olarak anlaşılabilmesi için bunları birkaç alt başlık altında toparlayabiliriz:
1-Stratejik Yönetim ve Denetim Merkezleri: Devletin can damarları olarak bilinen Yargı (Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Sayıştay vb.), Yüksek Öğrenim Kurumu(YÖK), Milli İstihbarat Teşkilatı"(MİT), Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği gibi kurumlar devletin stratejisini yönlendirmede hayati derecede bir öneme sahiptirler. Bu kurumların tamamı başta Gülen hareketi olmak üzere İslamcı cemaatlerin hedefleri arasında bulunmaktadır. Örneğin, Anayasa Mahkemesi"nin Başkanı Haşim KILIÇ, YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya ÖZCAN, MGK Genel Sekreteri büyük elçi Mehmet Yiğit ALPOGAN"ın Gülen cemaatiyle yakın ilişkileri olduğu biliniyor. Ayrıca MİT gibi stratejik önem sahip bir kurum içerisinde Gülen hareketinin önemli boyutlara örgütlendiği çok belirgin ortaya çıkmış bulunuyor.
2-Toplumsal İlişkileri Yönlendiren Temel Kurumlar: Diyanet İşler Başkanlığı, Milli Eğitim ve Sağlık Bakanlığı gibi kurumlar sistemin toplum içerisindeki volan kayışlarıdır. Gülen cemaatinin bu üç merkezde çok ciddi bir çalışma içerisinde olduğu ve kadrolaşmada bu alanları öncelikle ön plana çıkarttığı biliyor.
3-Devletin Medya Kurumları: Türk Radyo ve Televizyonu(TRT) ve Türkiye Radyo Televizyon Üst Kurumu(RTÜK) gibi kurumlar devletin ideolojik-politik aygıtları olarak işlev görmektedir. İletişim aygıtlarını elinde tutan güç aynı zamanda iktidar ilişkisinde önemli bir avantajı ele geçireceğini çok iyi analiz eden, Gülen cemaati, kendisine bağlı olarak çalışan bazı gazete, radyo, TV gibi medya araçları yanında devletin medya kurumları içerisinde de çok ciddi oranda örgütlenmektedir. Hatta TRT"de oynana dizilere dahi müdahale ettikleri basına yansıdı.
4-Stratejik Ekonomik Merkezler: Maliye Bakanlığı, Devlet Planlama Teşkilatı, Hazine Müsteşarlığı, gibi devletin ekonomik yönlendirme merkezileri olan kurumlarda örgütlenen İslami cemaatlerin, özellikle Gülen Cemaati sistemin ekonomik kaynaklarına hâkim olmaya çalıştıkları ve bu alanlarda çok daha kapsamlı olarak örgütlendiği ve çok ciddi oranda kadrolaştığı biliniyor.
5-Devletin Yerel Yönetim Merkezleri: Bunları iki grupta ele alabiliriz. Birincisi doğrudan Ankara"yı temsil eden Vali ve Kaymakamlardır. Türk devletinin tek merkezde yönetilmesi nedeniyle il ve ilçelerde devleti temsil eden valilerin ve kaymakamların önemli yetkileri bulunuyor. Yerel merkezlerden İslamcı faaliyetin yaygınlaştırılması, toplumsal etki gücünün arttırılması için vali, kaymakam gibi yerel yöneticilerin kazanılmasını son derece önemsemektedirler. Özellikle Gülen cemaati bu konuda çok ciddi bir örgütlenme faaliyeti içerisindedir. Bugün onlarca vali"nin ve kaymakam"ın Gülen cemaatiyle ilişki içerisinde olduğu biliniyor. Özellikle Kürt bölgelerine gönderilen valilerin ve kaymakamların çoğunluğunun özellikle Gülen cemaatiyle yakın bağları bulunuyor.
İkincisi yerel iktidar ilişkilerinde Belediyelerin çok ciddi bir rolü vardır. Devletin toplumla gündelik ilişkilerini sağlayan merkezler, belediyeler olduğu biliniyor. Toplum gündelik hayatta devleti aradığında karşısına belediyeleri bulur. Belediyeler toplumsal ilişkiler bakımından önemini bilince çıkaran cemaatler, bu merkezde çok ciddi oranda örgütlenmektedirler. Özellikle İslamcı güçlerin elinde olan belediyelerde oluşturdukları kurumsallaşma ile toplumun her alanına nüfuz etmeye başladıkları ve kitlesel örgütlenme merkezleri haline getirdikleri görebiliyoruz. Bu konuda en çok örgütlü olan ve kitlesel bağlar kuran kesim ise Gülen cemaatidir.
6-Silahlı Kurumlar: Bunlar polis teşkilatı,ordu özel tim ve özel kuvvetler olarak belirlenmişti. Emniyet içinde özellikle “Polis Kolejleri, Polis Akademisi ve Polis Okullarında örgütlendikleri” ve emniyet teşkilatının % 70"e yakınının cemaatlerle ve özellikle de Gülen çevresiyle ilişkide olduğuna dair birçok rapor yayınlandı,
Örneğin daha Mart 1992 yılında, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı tarafında gizli olarak hazırlanan, ancak kamuoyuna sızdırılıp yayınlandığı halde tekzip edilmeyen bir rapor, Gülen çevresinin emniyet içerisindeki örgütlenmesinin boyutlarını ortaya koymaktadır: “…Fethullhaçılar adlı örgütün, tüm Türkiye genelinde olduğu gibi, teşkilatımız içinde de örgütlendiği, özellikle hareket noktası olarak seçtiği Polis Kolejleri, Polis Akademisi ve Polis Okulları içerisindeki faaliyetlerini yürüttükleri, sempatizan kadrolarıyla bağlarını zayıflatmamak için toplantı ve çalışmalarını yoğun olarak sürdürdükleri… Polis Koleji öğrencilerinin yüzde 50"sine yakın bir kesimiyle çeşitli şekillerde temas kuran örgüt elemanları, kendilerine yakın olanlar üzerindeki ajitasyon çalışmalarını sistemli olarak yürütmektedirler… Gelecekte emniyet teşkilatının bürokratlarını oluşturacak polis koleji öğrencilerinin, kolej seçiminden itibaren her aşamada sistematik bir çalışmanın yürütüldüğü görülmektedir...” Bu rapor üzerinde 17 yıl geçti, bu zaman dilimi içerisinde Gülen cemaati, polis teşkilatı içerisindeki örgütlenme stratejisini çok önemli oranda tamamladı denilebilinir.

BARIŞ İNCE / BİRGÜN
YORUMLAR (2) adet
    savaş
    vaybe ne adammış
    hem mitle bağlantısı var, hem cıa. hem mosatla . hem bütün bütün dünyada okullar açıyor sömurgrcilik yapıyor. rusçayı millete unutturmaya çalıştırıyor, ingilizceyi öğretiyor. boylece amerikan egemenliğini sağlıyomuş. bir araştırın bakalım ingilizce öğrenmek için sadece türkiyede kaç kişi kurslara gidiyor. ama yok oturduğunuz yerden atıp tutmak daha kolay. ne gerek var. ne adammış vay be. sizde çalışın sizinde olsun. nazar etme ne olur çalış seninde olur. türkiyeden biri çıkıp iyi bir şeyler yaptıya. hemen karalayın. rus olsaydı heykelini dikerdiniz.
    15 Temmuz 2009 Çarşamba 01:41

    savaş
    amerikan,fransız alman kolejleri
    karşı düşüncede biri oldumu hemen ajanlıkla suçlayın. madem öyle baykalın kızı abd vatandaşı değilmi. amerikanın işi yoktu bütün dünyada türk okulları açılsın. diyecek. bırakın bu komplolarıda elinizi taşın altına sokun.siz ne yapıyosunuz. masal anlatmaktan başka.... amamn rusyanın avrasyada etkisi azalmasın.zaten türkiyeyi düşündüğünüz yok. yaşasın rusya....ha bu arada kominizim( Türk katliamı) çöktü. haberiniz olsun
    15 Temmuz 2009 Çarşamba 01:36

Diğer Başlıklar

GÜN ZİLELİ
Gönüllü Körlük
PROF.DR ATA ATUN
SADIK VARER
PROF.DR ATA ATUN
BAHADIR KUNDAKÇI
Sezin SUNAR Pencere Önü Çiçeği
Tüm Yazarlar
    Gazete 1. Sayfaları
    Anket
    Demokrasi oynaması zor bir oyun mudur?
    Herkes oynadığına göre kolaydır
    Kimse oynayamadığına göre zordur
    Konuşarak icra edilir bu sebepten kolay görünür
    Hepsi
Ana Sayfa | Künye | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle |
anadoluweb© 2007-2008