|
|
|
| Göster/ Gizle |
Herkesin bilmesi ve izlemesi gerektiğini düşündüğüm bir videonun, çalışmanın İsveçteçte yaşayan Sanatçı Hakan Akçura tarafından bana gönderilen basın bültenini ve blogunda bu çalışması ve kendisi ile ilgili sunduğu bilgilerin bir kısmını sizlerle paylaşmak istiyorum. Bir sanatçının blogunu nasıl etkili kullanabileceğine ve zamanına, tarine nasıl tanıklık edebileceğine dair büyük bir örnektir bu. Tüylerim diken diken oldu. Hakan Akçura bu çalışmayı kime adadığını şöyle ifade ediyor:
"Bu kaydı üzerindeki sis perdesi kaldırıldıkça, ne denli kirli olduğu yeniden, yeniden ortaya çıkan kirli savaşın tüm kurbanlarına, onların çocuklarına ve Kadir'in çocuklarına adıyorum."
Hakan Akçura
İsveç, Stockholm, Haziran 2008
"Gerçekler bilinsin yeter"
(Üç ayrı kimliğiyle Abdulkadir Aygan'in ya da Türkiye'nin karanlık 22
yilinin portresi)
Hakan Akcura
210.35 dakika
Stockholm, Haziran 2008
Selamlar,
Bu kez, İsveç'te gerçekleştirdiğim ve internetten yaygınlaştırmayı seçtiğim pek alışılmadık türden bir videoyu -sadece Türkiye'nin sanat ve kültür ortamına değil, on yıllara yayılan acıların ve akan kanın tartışıldığı tüm gündelik yaşam zeminlerine de - sunuyorum. Tüm siyaset, medya, hukuk kimlik ve kurumlarının bir kez daha sorumluluk ve samimiyetlerinin sınanacağı bir döneme bahane olsun, tek tek her türkiyeliye daha aydınlık bir gelecek için, gerçeğin bilgisi, gücü ve yolgöstericiliğini taşısın diye...
Video, ikinci "kayıt" videom. Adı "Gerçekler bilinsin yeter". Süresi 3.5 saat.
Videoda benım sorularıma cevap veren "kimlikler", Abdülkadir Aygan, "Abuzer" ve "Şerif" (Aziz Turan).
Abdülkadir Aygan 1977-1985 yılları arasında PKK militanı, 1985-1991 yılları arasında bir PKK itirafçısı olan, 1991-1999 yıllari arasında da Diyarbakır'da JİTEM elemanı olarak çalışan, 5 yıllık bir iç hesaplaşmanın ardından ailesiyle birlikte İsveç'e kaçarak, Türkiye'nin bu 22 yıllık birçok yanı karanlık kalmış, çok kan dökülmüş dönemine dair tüm bildiklerini anlatmaya karar vermiş bir insan.
Şimdiye kadar anlattıklarının çoğunun üstü örtüldü. Sadece JİTEM'e dair kimi aktarımları ait olduğu geniş bütün içinden seçilip ayrılarak Özgür Gündem'de yayınlandı. Musa Anter'in nasıl öldürüldüğünü de aktarması üzerine Hürriyet gazetesi sansasyonel bir buluşma organize etti ve Anter'in kızı ile Aygan'ı İsveç'te karşı karşıya getirdi. Attığı "babasının katiliyle buluştu" manşeti, Aygan'ın medyayla ilişkilerini sınırlamasına neden oldu. Çünkü o kabullendiği, ötesi itiraf ettiği, açık ettiği gibi birçok insanın katili olsa da, "Anter'in katili değildi".
Hayatını yazdı. Kitap, küçük bir alman göçmen yayınevince basıldı. Aygan, kitabın önsözünü yargıcı, toplamını özensiz buldu. Elindeki tek kopyayı bile dolaylı yollardan edindi. Kitabın yaygınlaşabilmesi çok şüpheli görünüyor.
Anlattıklarıyla iki toplu mezar açıldı ve JİTEM timlerince öldürülen "faili meçhul"ların kemikleri bulundu.
JİTEM'in de, Aygan'ın -sahte resmi kimliğiyle Aziz Turan'ın- da varlığını baştan inkar eden resmi çevreler, bu gelişmelerin ardından savcılık eliyle JİTEM üyelerine karşı bir dava açmak zorunda kaldı.
Bense uzun süre Aygan'la buluşmaya hazırlandım, binlerce sayfa belge okudum, internetin kolay ulaşılamayan forumlarında hakkında devam eden ya da zamanında yapılmış tartışmaları, kavgaları takip ettim. Ardından farklı bir kimlikle ve isveç gizli polisinin korumasıyla yaşadığı yerde onu bulup, ikna edip, ardından buluşup, güven verip, bu söyleşiye giden yolu açtım.
Onu ne aklamak ne de yargılamak istemediğime ve gerçek bir "portre" peşinde olmaklığıma inandı. İnandığı şey doğruydu. Bu ikimize de yetti.
Sadece çekinmeden aktardığı bildiklerini ve tanıklıklarını değil, bizzat işlediği suçları, hatta eski aşkına, maruz kaldığını düşündüğü ihanetlere, umutları ve duygularına dair cümlelerini de içeren, İsveç'te gerçekleştirilen bu izleyeceğiniz kayıt, 25 Mayıs 2008 tarihini taşıyor.
Ben bu kayıt sırasında sorularımı karşımdaki insanın kişisel tarihini belirleyen üç ayrı kimliğe, PKK'daki kod ismiyle Abuzer'e, JİTEM'deki kod ismiyle Şerif'e ve Abdülkadir ya da ailesinin seslendiği biçimiyle Kadir'e, bedeni üç ayrı yöne dönük, üç ayrı oturma biriminde ve üç ayrı gömlekle oturmuşken sordum. O ya da onlar da cevapladı.
Ama uyarıyorum, kaydı atlaya atlaya izlerseniz, aktarılan uzun öykünün aralara sıkışmış kimi çok önemli ayrıntılarını öğrenmekten, iki ayrı kimliğe sorulan sorular arasındaki güçlü bağdan ve oluşan portrenin kendi iç mantığını izlemekten geri kalabilirsiniz.
|
JİTEM elemanları 1990-1991 yıllarında Diyarbakır'ın Şehitlik semtinde yeralan JİTEM Bölge Karargahı'nda toplu halde. Soldan sağa: Abdülkadir Aygan, Adil Timurtaş, Hüseyin Tilki, Recep Tiril, Fethi Çetin, Ali Ozansoy. (Fotoğrafı çeken İbrahim Babat.)
JİTEM elemanı "çevirmen" Şerif /Aziz Turan (Abdülkadir Aygan), KDP lideri Mesut Barzani ile Diyarbakır Orduevi'nde (1992-1994 yılları arasında bir tarih)
JİTEM elemanı "çevirmen" Şerif /Aziz Turan (Abdülkadir Aygan), KDP lideri Mesut Barzani, dönemin Jandarma Asayiş Kolordu Komutanı Korgeneral Necati Özgen ile Diyarbakır Orduevi'nde toplantıda (1992-1994 yılları arasında bir tarih)
JİTEM elemanı "çevirmen" Şerif /Aziz Turan (Abdülkadir Aygan), KDP lideri Mesut Barzani, dönemin Jandarma Asayiş Kolordu Komutanı Korgeneral Necati Özgen ve diğer katılımcılarla Diyarbakır Orduevi'nde toplantıda (1992-1994 yılları arasında bir tarih)
Aziz Turan'ın (Abdülkadir Aygan) JİTEM maaş bordrosu
Aziz Turan'ın (Abdülkadir Aygan) Ordu Yardımlaşma Kurumu daimi üyelik belgesi
Aziz Turan'ın (Abdülkadir Aygan) Emekli Sandığı belgesi
Bu videoda, bu söyleşide yeralan isimlerin yeralma sırasıyla listesi:
Doğu Perinçek, Mustafa Kemal Atatürk, Bülent Ecevit, Mehmet Ece (Tosun), Mustafa Karakuş, Mustafa Karasu, Abdullah Öcalan, Ali Ömürcan (Terzi Ali), Bozan Aslan (Muhtar Bozan), Kemal Emre, Hasan Kartal, Salman Ömürcan, Halil Ataç (Ebubekir), Mehmet Sait, Selahattin Çelik, Mehmet Aygan, Cemil Efetürk (Abdülkadir), Duran Kalkan (Abbas), Sarı İbrahim (Küçük İbo), Yaser, Mehmet Resul Altınok, Sefir Dizai, Abdülkerim Kırca, Zahit Engin, Harbi Armanlı, Mahmut Yıldırım (Yeşil), Necati Aydın, Ramazan Keskin, Mehmet Ay, İsmet Yedideniz (Yedibela İsmet), Cemil Işık (Hogir), Savaş Gevrekçi, Ünal Erkan, Neval Boz, Şırnaklı Hamit, Musa Anter, Orhan Miroğlu, Tansu Çiller, Özer Çiller, Behçet Cantürk, Mesut Mehmetoğlu, Ali Kaya, Alaattin Kanat, Ethem Akçam (Mehmet Sait), Mardinli Ayten, Baki Karayel, Haydar Altun (Kara Ömer), Halit Hoca, Cemil Bayık, Ali Haydar Kaytan, İbrahim Halil, Rıza Altun, Silvanlı Ramazan, Lamia Baksı, Sabır Cuma, Ramazan Adar (Ramo Şerik), Gözlüklü Ali, Yzb. Hakkı Akyüz, Osman Binbaşı, Hüseyin Yeşiltaş, Murat Kaya, İsmail Çalışkan, Ali Toprak, Mustafa Yıldırım, Kadir Yıldırım, Mustafa Karabacak, Nevzat (Nizip Ülkü Ocakları’ndan), Mehmet Ali Hoca, Sabri Ok, Hasan Şerif, Arif Doğan, A. Cem Ersever, Korgeneral Necati Özgen, Hüseyin Yeşiltaş, Adil Timurtaş, Hüseyin Tilki, Ali Ozansoy, Recep Tiril, Hayrettin Toka, Selahattin Görgülü, Musa Toprak, Zahir Turan, Yüksel Uğur, Kemal Emrük, Saniye Emrük, Mustafa Deniz, Mesut Barzani, Celal Talabani, Eşref Bitlis, Mehmet Ağar, Nurettin Ata, Cahit Aydın, Ahmet Aslan, Murat Aslan, Sıddık Etyemez, Servet Toprak, Hakkı Kaya, Aytekin Özer, Abdülkadir Öztürk, Cemal Kılıç (Hakan), Nuri Ateş (Oğuz), Tuncay Yanardağ, İbrahim Babat, Mahmut Ceylan, Hasan Adak
|