SON DAKİKA
Anasayfa | Künye | Sitene Ekle | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle
Yazı Karakteri Boyutu:
   
Hüseyin Habip Taşkın yazdı!
02 Şubat 2010 Salı 02:03
Mülkiyette eşitsizlik sürdükçe krizler bitmez
EWROZ HAFTALIK SİYASİ YORUM GAZETESİ 2008 Eylül’ünde ABD’de Lehman Brathers yatırım bankasının batması ile tüm dünya basını ve haber kanalları gibi Türkiye basını ve haber kanalları da, dünyayı etkisi altına alan büyük bir ekonomik krizden bahsetmeye başlamıştı. Şimdilerde de tüm dünya basını ve haber kanallarında olduğu gibi Türkiye basını ve haber kanallarında da bu krizden yavaş yavaş çıkılmaya başlandığından bahsediliyor. Sormak gerekiyor: Bu kriz kimin ekonomik kriziydi? Mülksüzlerin mi, yoksa büyük mülk sahiplerinin mi? *** Basın ve haber kanalları bir ekonomik krizden bahsetmeye başladıkları zaman, bilmeliyiz ki bu kriz mülksüzlerin, emekçilerin, düşük gelir sahiplerinin krizi değildir. Büyük şirketlerin, büyük mülk sahiplerinin krizidir. Çünkü mülksüzler, emekçiler, düşük gelir sahipleri zaten sürekli bir ekonomik kriz içindedir. Ancak, basın ve tv kanalları da büyük mülk sahiplerinin mülkiyetinde oldukları için, halk kesimlerinin içinde bulundukları sürekli eknomik krizle ilgilenmezler. *** Ekonomi bir üretim-tüketim ilişkisidir. Ekonomi, ihtiyaçları karşılama çabasından doğar. Sadece devletlerin, büyük şirketlerin ekonomisi olmaz; ailelerin, tek tek tüm bireylerin de kendilerine ait birer ekonomileri vardır. Çünkü onlar da yaşamlarının devamlılığını sağlayabilmek için, ihtiyaçlarını karşılamak, üretimleri (gelirleri) ile tüketimleri (giderleri) arasında bir denge kurmak zorundadırlar. Yaşam için tüketim, tüketim içinse üretim şarttır. Üretim ise bilindiği gibi, kendi kendine gerçekleşmez. Üretim için toprak, makina, enerji, kafa ve kol emeği, hammadde de gereklidir. Bunlara sahip değilseniz üretemez, üretilenlerin de sahibi olamazsınız. Bu durumda da ihtiyaçlarınızı karşılayamaz, yaşamınız için gerekli tüketimleri gerçekleştiremez, ekonomik krizden kurtulamazsınız. *** Çok ama çok az sayıda insan/şirket hemen hemen tüm büyük üretim araçlarının sahibi olmaları nedeniyle, yüz milyonlarca hatta milyarlarca insanın ihtiyacını karşılayacak bir üretimde bulunurlar. Ne var ki bazen ürettiklerini satamazlar. Ürettikleri, sahip oldukları mallar ellerinde kalıp başlarına bela olur. Çünkü mülksüzlerin, işsizlerin, düşük gelir sahiplerinin, üretilmiş bu malları alıp ihtiyaçlarını karşılayacak paraları yoktur. Bu durum, büyük çoğunluğun yokluktan, küçük bir azınlığın ise bolluktan krize girmesine neden olur. Bu durumun son bulması, ekonomik krizlerin yeryüzünden silinmesi için, her şeyden önce mülkiyetteki eşitsizliğin giderilmesi gereklidir. Aksi halde ekonomik krizlerin bitmesi söz konusu olmayacaktır. Büyük şirketler, bankalar bugün için, devletlerin halktan topladığı vergilerden aktardığı paralarla krizlerini atlatmaya başlamış olabilirler; ama bu sadece geçici bir durumdur. Yeni, daha büyük krizler gelecekte onları beklemektedir.

1Nolu F Tipi Ct 55 Tekirdağ Hasan Şahingöz Bu yazıyı sizlerle paylaşıyorum
Diğer Başlıklar

PROF.DR ATA ATUN
GÜN ZİLELİ
Gönüllü Körlük
Tüm Yazarlar
    Gazete 1. Sayfaları
    Anket
    Demokrasi oynaması zor bir oyun mudur?
    Herkes oynadığına göre kolaydır
    Kimse oynayamadığına göre zordur
    Konuşarak icra edilir bu sebepten kolay görünür
    Hepsi
Ana Sayfa | Künye | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle |
anadoluweb© 2007-2008