|
BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, bugünkü üçlü Köşk zirvesini yargıya müdahale olarak değerlendirdi. Nazım Hikmet Marksist Bilimler Akademisi Koordinatörü Mukaddes Çelik ise görüşme için "kitlelerle oluşabilecek güvensizliği ortadan kaldırma çabası" dedi. Çelik, Başbakan ve Genelkurmay Başkanı'nın bond çantayla gelmesi için "Demek ki bildikleriyle geldiler" yorumunu yaptı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, 3 gündür gözaltında olan emekli komutanların adliyeye sevkedildiği saatlerde bir araya geldi. Başbakan ve Genelkurmay Başkanı'nın bond çantalarıyla çıktıkları Çankaya Köşkü'ndeki görüşme yaklaşık 2,5 saat sürdü. Görüşmenin ardından Cumhurbaşkanlığı'ndan "Sorunlar çözülecek" açıklaması gelirken, Başbakan Erdoğan, "Gayet iyi bir görüşme" dedi.
DEMİRTAŞ: YARGIYA MÜDAHALE
DTP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, üçlü zirveyi, yargıya açık bir müdahale olarak değerlendirdi. ETHA muhabirine konuşan Demirtaş, krizlerin önlenmesi için devletin zirvesinin önemli olduğunu söyledi ve ekledi: "Fakat bu siyasi krizler açısından geçerli bir taammümdür." BDP Eşbaşkanı Demirtaş, "Yargı krizi için Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Genelkurmay Başkanı'nın bir araya gelmesi, Türkiye'de yargının ne hale geldiğinin çok açık bir göstergesidir" diye konuştu. Çünkü ortada bir siyasi kriz olmadığını, yargı krizi olduğunu belirten Demirtaş, şöyle devam etti: "Gözaltında olan paşalar var ve bu paşalar şu anda mahkemede ifade veriyorlar. Mahkemede ifade verildiği saatlerde Genelkurmay Başkanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı'nın bir araya gelmesi yargıya çok açık bir basınçtır. Krizi önlemek için bir araya gelinmiş olsa dahi yöntem ve usul son derece yanlıştır."
ÇELİK: KİTLELERDEKİ GÜVENSİZLİĞİ ORTADAN KALDIRMAK İSTİYORLAR
Nazım Hikmet Marksist Bilimler Akademisi Koordinatörü Mukaddes Erdoğdu Çelik ise görüşmenin toplumdaki egemenlere yönelik güvensizliği ortadan kaldırmak amacıyla yapıldığını söyledi. Çelik, "Son 15 gündür şiddetli bir dalaş içindeydi; yargı yürütme organları, bunun içine Genelkurmay, genel olarak silahlı kuvvetler de dahil oldu" dedi. Bugünkü görüşmenin bu çatışmalı durumu toplum nezdinde ortadan kaldırmak amacıyla yapıldığını belirten Çelik, "Görüşme tansiyonu düşürme ihtiyacından doğdu” dedi. Özellikle mevcut iktidar organları şahsında devlete, devlet örgütlenmesine, dolayısıyla egemen düzene kitlelerde gelişebilecek bir güvensizliğin ortadan kaldırılmak istendiğini söyleyen Çelik, aynı zamanda sermeye ve uluslararası ilişkilerin de bunda önemli payı olduğunu belirtti. Çelik, siyasetinin bu kadar karışık olan bir Türkiye'ye güvensizliğin, sermaye ilişkileri bakımından önemli bir sorun olacağını ifade etti.
ÇANTALARINDA KOZLARIYLA GELDİLER
"Bunların bir sonucu olarak, çözüm arayışıyla bir araya geldiler. Adına zirve dediler" diyen Mukaddes Çelik, Başbakan ve Genelkurmay Başkanı'nın bond çantayla gelmelerini şöyle yorumladı: "Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, daha önceki açıklamalarında 'Bizim de bildiklerimiz var' demişti. Demek ki herkes kendi bilgisini getirdi oraya." Mukaddes Çelik, Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'in, Genelkurmay Karargahı'na gittiğini hatırlattı, askerlerin "toplu istifa" iddialarına dikkat çekti. Çelik, şöyle konuştu: "Bu önemli bir tutum. Bu istifa meselesi doğrulanmadı ama daha doğrusu Çiçek ya da hükümet tarafından 'Öyle birşey yok. Düşüncelerini ve endişelerini ifade ettiler' şeklinde açıklandı. Şimdi bu hangi biçimde olursa olsun Türkiye'de bir ilk oluyor. Eskiden silahlı kuvvetler, Genelkurmay Karargahı'na birilerini çağırdığı zaman muhtıra veriyorlardı, e-muhtıra da verdiler, 27 Nisan'da olduğu gibi. Darbe yaparlardı, hükümet düşürürlerdi. Şimdi hükümeti düşürme gücü bulamadılar, toplu istifa ile tehdit ediyorlar. Bunlar az şeyler değil." Çelik, bu gelişmelerde darbe karşıtı toplumsal tepkinin önemli bir baskısı olduğunu söyledi. Çelik, "İkincisi de egemen burjuva siyasetin değişik kuvvetleri arasında; yargı, yürütme ve yasama arasındaki çatışma... Bu iki unsurla birlikte düşünmek gerekiyor. Uluslararası planda da bazı nedenler var, mesela Genelkurmay uluslararası destek bulamadı" diye konuştu.
DARBE KARŞITI HAREKET BÜYÜMELİ
"Asıl sorun şu" diyen Çelik, şöyle devam etti: "Bir toplumsal tepki bugün hükümetiyle, yargısıyla, yasamasıyla bütün burjuva devlet yapısının eskisi gibi işleri götürememesini beraberinde getiriyor. Fakat tabi bundan daha ileri sonuçlar da çıkabilirdi. Gönül isterdi ki darbe karşıtı toplumsal tepkiyi milyonlar sokaklarda eylemliliğe dönüştürsün. Türkiye'de böyle bir gelişme ortaya çıksın. Çünkü darbelerin yaşandığı ülkelerde, Yunanistan, Arjantin, Şili, hatta İspanya'da bile yüz binlerin, milyonların katıldığı toplumsal hareketlerle darbecilerden hesap sorulabildi. Ama burada öyle olmadığı için, o düzeye yükselmediği için de egemen klikler kendi aralarında bu dalaşa bir şekil vermeye giriştiler. Bu çözüm garantisi vermeleri tarafların hem güçlü hem zayıf taraflarını gösterip, kozların kullanma derecesini ortadan kaldırmak ya da azaltmak gibi yola girdikleri yani uzlaşma yarattıklarını düşünmek gerekiyor. Bu uzlaşma darbe karşıtlığı lehine değildir. Tam tersine egemen klikler kendi aralarında şimdilik uzlaşmışlardır. Halkın, demokrasi, barış arayanların lehine değildir. Aslıda şimdiye kadar ortaya çıkmış verilere göre, örneğin Balyoz darbe planı ve ortaya çıkan diğer darbe planları, Ergenekon devam ediyor... Şimdi demokrasi güçlerinin taleplerini yükseltmesi lazım. Bu generallerin mutlaka tutuklanması lazım mesela 12 darbesinin şefi Kenan Evren tutuklanmalı. 28 Şubat darbesinin şefi o zaman 'bin yıl sürecek' demişti. Hesap sormak gerekiyor. Topluma bin yıllık darbe rejimi yaşatanların tutuklanması gerekiyor. 12 Mart darbesinin yıl dönümü geliyor, 12 Mart Gazi olaylarının Ergenekon'un işi olduğu ortaya çıktı. Türkiye TEKEL direnişine kilitlenmişken, emekçi güçlerin darbelere karşı demokrasi mücadelesiyle ve barış mücadelesiyle birleştirmesinde büyük fayda var. Ancak o zaman Erdoğan ya da Genelkurmay arasında geçip gidecek restleşme ve uzlaşmadan çıkabilir durum." |