Bu ancak bizim ülkemizde olur sanırım, bu kadar önemli bir yasa çıkıyor ve yasa çıktıktan sonra başbakan bilgi alıyor. Son seçimlerden sonra AKP’yi artık Erdoğan’ın yönetmediğini yazmıştım, kimilerine pek inandırıcı gelmedi, ama gerçekler ortaya çıkıyor. Sonrası daha da komik, yasa çıktıktan sonra çıkan yasayı Adalet Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı hukukçuları ve Askeri Adli Müşavirlik uzmanları tartışacaklar. Çünkü yasadan daha önce pek haberleri olmamış. Ayrıca Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün de hukuk danışmanları tartışacak bu konuyu. Neyi tartışacaklar, incelenmeden çıkartılan yasanın anayasaya uygun olup olmadığını tartışacaklar. Bunu Türk siyasi tarihine yazarlar da 20 yıl sonra çocuklarımıza okuturlar sanırım.
Yasanın doğruluğunu yada yanlışlığını tartışmıyorum, doğru yada yanlış olduğunu yasa çıktıktan sonra tartışma kararı alan hükümeti tartışıyorum.Yoksa CHP’nin kaldırtmayı düşündüğü geçici 15. maddeyle beraber bu yasanın da kesinlikle çıkması gerektiğine inanıyorum.
Geçenlerde 15. maddeyle ilgili yazımı okuyan bir arkadaş beni eleştirdi. Aziz Nesin gibi dik durmadığımı, Baykal ve Atilla Kıyat gibi düşündüğümü yazdı. Sonuç olarak da Aziz Nesin’le Uğur Mumcu’nun durduğu yerle, benim ve Mumcu’nun ağabeyi Ceyhan Mumcu’nun durduğu yeri eleştirmiş. (Site hacklenince o yazılarla beraber eleştiri de gitmiş. Umarım tekrar gönderir.) Birincisi ben Aziz Nesin’in oğluyum, fotokopisi değil. İkincisi Aziz Nesin’le Uğur Mumcu arasında siyasi anlamda çok fark var, bunu anlamak gerekiyor. İyi yada kötü anlamda söylemiyorum bunu, Aziz Nesin bir Marksist, Uğur Mumcu’ysa bir Atatürkçü…
Bütün dünyanın bildiği bişey var ki geri kalmış ülkelerde darbeler ABD izni olmadan olmaz. ABD Türkiye yada Şili tipi darbelere son vereli nerdeyse 20 yıl oluyor. Bunların sonuç vermediğini anladı, ama geç anladı… Hem Başbuğ’un, hem de Atilla Kıyat’ın artık darbe olmaz diye güvence vermelerinin kaynağı burada yatıyor. CIA bu tür darbelere karşı olduğunu kendi açıkladı… Atilla Kıyat’ın bugün tutuklanan albayın belgesiyle olarak söylediği “Salak” sözcüğünü ben değişik yorumladım. Bana göre de bir darbe hazırlık çalışmasında TV’deki bir dizi olmaz, askerleri seversiniz yada sevmezsiniz, ama böyle raporu bana göre yeni mezun teğmen bile yazmaz. O yüzden orada bahsedilen salak raporu hazırladığı iddia edilen albay mıdır, yoksa sahteyse orduyu tam tanımayan, ama bu raporu yazan bir salak mıdır bilemiyoruz.
Ancak bu rapor, CHP’nin geçici 15. madde önerisi ve son anda çıkan yasayla beraber DAKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilginç bir demeci var: “Polis rejimin güvencesidir, sigortasıdır.” Bu tümce zaten var olan polis devletinin başbakan tarafından tamıtamına açıklanmasıdır. Erdoğan’ın tam olarak bilmeden yaptırdığı yasa nedir, askerin devletin güvencesi olmasını engelleyen bir yasadır. Peki söylediği nedir, “Ben bu işi askerden aldım ve polise verdim…” demektir… Polis can güvenliğinin, asayişin, mal güvenliğinin bekçisidir. Halkın huzurunu sağlamak için maaş alır ve görev yapar.
Bugünkü hükümetin inandığı bir rejim sistemi vardır, uygulamaya çalışır, nereye kadar uygulayabilir ayrı bir tartışma, ama polis hükümetin savunduğu rejimi kollayamaz. Anayasa Mahkemesi’nin şeriatın odağı diye cezalandırdığı bir partinin rejim savunucusu polis olursa neler olabilir, hiç aklınıza geliyor mu? Zaten iş o noktaya gelmiş durumda…
İşte Erdoğan’ın söylediği ve savunduğu bu tümce sivil darbenin açıklanmış şeklidir… Erdoğan savunucuları olan eşhellektüeller bu konuda ne yazacaklar bilemiyorum, sanırım rejimi korumak açısından susmayı tercih edecekler…
Son çıkan yasa genelkurmay başkanının da darbe girişimi durumunda sivil mahkemelerde yargılanmasını getiriyor… Bu yasayı meclisten geçirten başbakan yargılanamıyor, o yasayı mecliste onaylatan meclis başkanı yargılanamıyor ve meclisten çıktıktan sonra onaylayacak olan cumhurbaşkanı yargılanamıyor. Yani sıralamaya göre Türkiye’nin ilk üç kişisi yargılanamıyor, ama sıralamada dördüncü kişisi olan genelkurmay başkanı yetkili savcılık isterse ifadeye çağrılacak ve yargılanacak. Yani bu yasayı cumhurbaşkanı onaylarsa ve Ergenekon savcısı bugün tutuklattığı albayın emri genelkurmay başkanından aldığını iddia ederse, İlker Başbuğ’u savcılığa çağıracak.