Siz sokaklara çıktınız, ben buna bir şişe şarap açtım. Bir adım attınız, her yer kırmızı. Açıkçası alındım dudaklarınızdaki deliye. Bendim ya o. Hem gökyüzüydüm biraz. Yani inkâr edemezdim uykunuzdaki geceyi. Ama ben oydum. Tereddütsüz. Siz bir adım atıyordunuz, ben bira içiyordum. Şarap, harap. Hem konuşurken kafiye bile yapıyordum. Üstelik gözlüksüz.
Beni kimseye sorma. İçinde de arama. Çok sessiz konuşuyorsun.
Evet ben üzerindeki alınganım. Evet üstüme süt döktüm ama kedi filan değilim. Arabesk de dinlerim öykünüzün en destursuz yerinde. Ben “o”yum ya, yirmi sekiz harften tırsıyorum bu yüzden. Çok mu belli oluyor yoksa içimin fesadı.
Gözlerime bakıp yanılmayın. Zaman kriz zamanı. Aşk işsiz kalmış. Çiçekleri hiç sorma…
Hem insanın şizofren olması gerekmez ki kendiyle arkadaş olması için. Ah Edip abi, Turgut abi ilk fırsatta sizi anacağım. Önce uzanıp yanaklarımdan öpeceğim geyikli bir gece’de, sonra bakıp bakıp ağlayacağım kendime. Ne kadar çok kişi oluyorum bir şarap şişesi girince kanıma. Sevgiyle selamlıyorum yağmurlu günlerinizi.
Zaten sokak hemen penceremde. Bir adım atsam…
Afiyetle büyüyorum artık yalnızlığın şelaleli günlerini. Mesela Bakırköy’de bir parkta ellerimi kavuşturuyorum ısınsın diye zamanın engebeli günleri. Bir gün gelseniz diyorum. Kaybolsak hayatın çok çocuklu günlerinden. Lütfen öksürüğümden korkmayın. Farjad’da böyle yakmıyor muydu kemanının tellerini?
Beni bir konuştursanız ne çok sessizlik çıkar içimden. Söz sözü görmez, öyle kalabalık olur bütün cümleler. Haliyle rüzgâra bile kafa tutarım. E rüzgâr olsam kafamı tutarım. Ulan ne kadar sakıncalı olmuş sokaktaki it bile. Bir garip havlıyor hıçkıran kadınların peşinden.
Bugünden kimse sorumlu değil. Ölüm fazla mesai yapacaksa buyursun gelsin. Korkacak başka şeyler var.
Bir şarkıya başlıyorum.
Küfür oluyor ağzım burnum.
Ah bir şiir olacaktı şimdi şurada.
Büyüyecektik onunla.
15.40 27.12.2008
Caner Ocak