Anasayfa | Künye | Sitene Ekle | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle
Yazı Karakteri Boyutu:
   
03 Temmuz 2009 Cuma 16:30
  GÜN ZİLELİ
  Gönüllü Körlük
Bir Yayın Basım ve Dağıtım Projesinin Ön Taslağı

Ne zamandan beri kafamda bir yayınevi projesi vardı. Paris’teki arkadaşlarla görüştükten sonra bu proje biraz daha gelişti. Neden sadece yayınevi değil de, aynı zamanda bir dağıtımevi? Projemi ana hatlarıyla sunarken bu noktanın da açıklığa kavuşacağını sanıyorum.

 

 

Federe Yayım ve Dağıtımevi

 

 

Adını böyle koymamın sebebi, gerçekten de federe bir yayın ve dağıtımevi düşünmemdir. Yani, temel hareket noktam, bu yayın ve dağıtımevinin gerçekten federe olması ve buna katılacak yayınevlerinin bağımsızlık ve özerkliklerini korumalarıdır. Kısacası, bu yayım ve dağıtımevi bir nevi mutual aid (karşılıklı yardım) kooperatifi olacaktır. Şimdi biraz daha somut açıklamaya çalışayım.

 

 

Federe Yayım ve Dağıtımevi kuruldu diyelim. Başlangıçta bu yayın ve dağıtımevine üç yayınevi üye oldu Türkiye’den. Ayrıca, Paris, Londra, Zürih vb. gibi yerlerden arkadaşlar ya da gruplar da üye oldu. Bu konuda bir sınır yok. Irkçı ve faşist yayın yapmayan her yayınevi, her çevre, hatta birey, katılımcıların ortak oyuyla (oybirliğiyle) Federe’ye katılabilir.

 

 

Federe yayınları kendisine üye yayınevlerinin veya çevrelerin yayın siyasetlerine hiçbir şekilde karışmayacak, karışma yetkisine sahip olmayacak, sadece bu yayınevlerinin bugüne kadar basılmış kitaplarının dağıtımını üstlenecektir. Federe Yayınevine üye olan yayınevleri kitaplarını Federe dağıtıma %50 indirimli verecektir. Federe dağıtımevi, kendisine bırakılan %50 payı ikiye bölecektir. % 20, Federe’nin genel fonuna yatırılacaktır. Geri kalan %30 ise, Federe’nin kira ve personel giderlerine ayrılacaktır. Kira vb. gibi zorunlu giderler çıktıktan sonra geri kalan miktar (diyelim ki %20) Federe’nin çalışanları arasında eşit bir şekilde bölüşülecektir. Burada çalışanlar arasında işin niteliğine göre bir maaş farkı ıskalasını reddediyoruz. Yani, örnek vermek gerekirse, Federe’nin şoförü ile redaktörünün aldığı para aynı olacaktır. Bu sabit bir para olmayacaktır. Diyelim ki, o ay %20 üzerinden kalan para 3 bin ytl tuttu ve Federe’nin 4 çalışanı var. 3 bin ytl 4’e bölünecektir. Bir dahaki ay kazanç fazla oldu, diyelim 7 bin ytl oldu. Bu sefer 7 bin ytl 4’e bölünecektir. Bu, mutlak eşitlikçi bir uygulamadır, doğru. Mutlak eşitlikçilik çok fazla hırpalanmış bir kavramdır ama çok da gerçekçidir ve kapitalizmin ücret hiyerarşisine meydan okuduğu ve kardeşçe dayanışmayı gündeme getirdiği için çok da doğrudur. Sınıfsız toplumu kuracaklarını söyleyenler, acaba neden bugünden sınıfsız topluma doğru atılan adımları reddederler?

 

 

Öte yandan, burada, olumsuz bir unsur olarak, çalışanlar kapitalizmdeki ücret güvenliğinden yoksundurlar. Gerçi kapitalizmde de bu güvence tam değildir. Kapitalistler insanı kapının önüne koyuverir ama şu da bir gerçektir ki, saptanan ücretler en azından normal koşullarda objektif olarak ödenir. Bizim önerdiğimiz sistemde böyle bir ücret garantisi yoktur. Çünkü biz kapitalist değiliz. Yayınevi, ne kadar kazanmışsa onu bölüşmeyi taahhüt etmektedir ama kazanç çok az olursa o zaman burada çalışan emekçi de açlığa talim etmek zorunda mı kalacaktır? Buna bazı çareler düşünülebilir, yani o ayki kazanç, asgari geçim sınırlarının da altına düşmeye yol açıyorsa, Federe’nin genel fonundan ücretlere bir sübvansiyon yapılabilir ve en azından asgari geçim güvenceye alınabilir. Bu güvenceye sahip olan çalışanların ruh hali daha rahat olacaktır bu durumda.

 

 

Genel fona gelince. Yukarda söyledik. Ortak yayınevlerinin Federe’ye dağıtım için verdiği kitapların satışından elde edilen gelir (yani Federe’ye bırakılan %50’nun %20’si) genel fona kalıyor. Bu genel fon sadece, üye yayınevlerine destek fonu olarak kullanılacaktır. Bu, bir çeşit karşılıksız kredi sistemidir. Örneğin, üye yayınevlerinden biri bir yayın basmak istiyor. Bu yayın için 10 bin ytl’ye ihtiyacı var. Bunun %50’sini, yani 5 bin ytl’yi Federe’nin genel fonundan kredi olarak alabilecek, fakat bu krediyi geri ödemeyecek. Çünkü her yayınının satışından zaten %10 vermektedir Federe’nin genel fonuna.

 

 

Federe’ye üye olan yayınevleri, eğer isterlerse Federe adını kullanabilirler ama kullanmak diye de bir zorunluluk yok. Şöyle örnekleyeyim. Diyelim, İstanbul’daki Zer Yayınları Federe’nin üyesi. Zer yayınları eğer Federe’nin adını kullanmak istiyorsa bastığı kitapta şöyle yazacak: Federe-Zer. Veya Federe’nin üyesi iki yayınevi bir kitabı işbirliği yaparak çıkardı: Federe-Zer-Anıl. Veya ülke dışından bir kitap geldi basıldı: Federe-Paris; Federe-Zurich; Federe-London… gibi.

 

 

Federe Yayınevi de, diğer üyelerle eşit haklara sahip bir yayınevi olacaktır, kendi yayınlarını basacaktır. Diğerlerinden tek farkı, ana fona gelirinin diğer %50’sini de katması ve ana fondan, diğerlerinden farklı olarak %50 yerine %70 kredi alabilmesi olacaktır.

 

 

Federe Yayın ve dağıtım evinin ana geliri dağıtımdan olacak elbette. Bir de Federe’nin kendi kitaplarının gelirinden. Bunların hepsi genel fon havuzunda toplanacak zaten.

 

 

Yılda bir Federe üyelerinin ve çalışanlarının yıllık toplantısı olacak, burada genel gidişat değerlendirilecek ve mali denetim uygulanacaktır.  

 

 

Federe Yayın, dışarıdaki mirasçılara ya da yayınevlerine copyright ödemeyi ilke olarak reddeder; öte yandan, üye yayınevlerini bir tek konuda yaptırıma tabi tutar: Yerli eserlere ve çevirilere %20 telif ödenmesi. Çok yüksek buldunuz değil mi? Hiç de yüksek değil, hatta eseri yazanın ya da çeviriyi yapanın emeğini tamamen karşıladığı bile söylenemez. Yayınevlerinin bugün ödedikleri %8-12 telif skalası tam bir istismarın ürünüdür. Yayınevlerinin ağladığına bakmayın. Büyük çoğunluğu (özellikle büyükler) büyük kârlar vuruyorlar.

 

 

Bu bir taslaktır. Önerilerle ve tartışmalarla geliştirilmeye muhtaçtır.

 

 

Gün Zileli

 

3 Temmuz 2009
 
 
Yazarın Diğer Yazıları

PROF.DR ATA ATUN
GÜN ZİLELİ
Gönüllü Körlük
SADIK VARER
PROF.DR ATA ATUN
BAHADIR KUNDAKÇI
Sezin SUNAR Pencere Önü Çiçeği
Tüm Yazarlar
    Gazete 1. Sayfaları
    Anket
    Demokrasi oynaması zor bir oyun mudur?
    Herkes oynadığına göre kolaydır
    Kimse oynayamadığına göre zordur
    Konuşarak icra edilir bu sebepten kolay görünür
    Hepsi
Ana Sayfa | Künye | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle |
anadoluweb© 2007-2008